Londra Gezi Rehberi - Lebego1.Com

Eğer Londra’ya kadar yolunuz düşmüşse Londra müzeleri gezmeden asla dönülmemeli. Dünyaca tanınmış tarihi yapıları, müzeleri, parkları ve caddeleri ile her yaştan turistin çok çabuk sevebileceği bir şehir olan Londra’da turist olarak yapılacakların sınırı yok.Ayrıca yağmurlu havaya denk gelmişseniz de dışarıda dolaşıp moral bozmaktansa, muhteşem müzeleri gezmek en güzeli diye düşünüyorum. Oxford Street’i duymayanınız yoktur; hani şu Londra’nın en ünlü ve Avrupa’nın en büyük alışveriş caddesi. Marble Arch durağı bu caddenin başı olarak kabul ediliyor ve cadde Tottenham Court durağına kadar uzanıyor. Bu uzun ve geniş cadde boyunca yüzlerce mağaza göreceksiniz. Oxford Street’in ortalarında, Oxford Circus durağı yer alıyor. Bu durakta Oxford Street, Regent Street’le kesişiyor. Regent Street, Londra’nın bir diğer ünlü alışveriş caddesi. Londra denince akıllara ilk gelen konulardan biri de tabii ki Londra yağmurları. Ilıman okyanus ikliminin hakim olduğu şehirde yıl boyunca yağmurlar görülüyor. Yağış olmayan günlerde dahi genellikle kapalı havalara sahne olan şehir, temmuz ve ağustos aylarında güneşe kavuşuyor.Eğer Londra gezinizi soğuk ve yağıştan etkilenmeden gerçekleştirmek istiyorsanız seyahatiniz için yaz aylarını tercih edebilirsiniz. Ancak Londra’nın bu aylarda oldukça kalabalık olduğunu da hatırlatmakta fayda var.

Londra’da Mutlaka Gezilecek Yerler

Londra, yalnızca sokaklarıyla bile oldukça ilgi çekici bir şehir olmasının yanında çok sayıda gezilecek noktaya da sahip. Tarihi yapıların yanı sıra çok sayıda müze ve sergiye de ev sahipliği yapan şehir, ziyaretçilerine uzun yıllar boyunca unutulmayacak bir tatil vadediyor. Hem tarih severlere hem de sanata ve mimari yapılara meraklı olan turistlerin severek gezdiği bu şehir için en azından da 2 gününüzü ayırdığınızdan emin olun. Kraliyet saraylarından halk parlamentosuna, müzelerden ve kiliselerden nefes kesen manzaralar için dev bir dönme dolaba kadar bu şehirde her zevke göre bir şeyleri bulabilirsiniz.

Covent Garden Market

Orta Çağ’da sebze ve meyve yetiştirilen tarlalarla kaplı Covent Garden, günümüzde Büyük Londra’nın sosyal açıdan en hareketli yerleşim bölgesi olarak anılıyor.Bu semtin merkezinde yer alan ve 17. yüzyılda Mimar Inigo Jones tarafından tasarlanan meydana kurulu Covent Garden Market ise Salı’dan Pazar’a her gün, el işi ürünler satın almaktan hoşlanan yerli halktan bireyler ve gezginler ile dolup taşıyor.Yeme-içme alanlarının da bulunduğu kapalı pazar yerinin hemen dışındaki bölüme Mayıs ayından Aralık’a kadarki dönemde yerel çiftçiler stantlar kurarak ürettikleri ürünlerin satışını yapıyor.Kapalı pazar yerinin hemen önünde ise gün boyu sokak sanatçıları, akrobatlar ve müzisyenler canlı performanslarını sergiliyor. Burası şehirde en güzel hediyelik alışverişi yapılabilecek yerlerden biri.

St. Paul’s Cathedral

Londra Başpiskoposluğu’nun merkezi konumundaki St. Paul’s Cathedral, ihtişamı kadar yıkımlarla dolu tarihiyle de konuklarını etkiliyor. Çünkü 1600 yıllık tarihe sahip dini yapı, yangınlar ve kapsamlı yenileme süreçleri nedeniyle 5 kez yeniden inşa edilmiş.Günümüze ulaşan katedralin inşasına ise 1666 yılında meydana gelen Büyük Londra Yangını’nın ardından Mimar Christopher Wren’in tasarımına bağlı kalınarak 1675 yılında başlanmış.Yeni yapıda ilk ayin 1697 yılında yapılsa da resmi açılış mimarın 76. doğum gününe denk gelen 1708’de gerçekleştirilmiş.Cenaze, vaftiz ve düğün gibi önemli törenler için birçok defa İngiliz Kraliyet Ailesi tarafından kullanılan katedralde sık sık çeşitli sanatçıların eserleri sergileniyor.Dini yapıya gelen ziyaretçiler ayrıca mimari açıdan göze hoş gelen ayrıntılara sahip Fısıltı Galerisi ve Yüksek Altar gibi bölümlerine yoğun ilgi gösteriyor.

Oxford Street

1,9 kilometrelik uzunluğa sahip Oxford Street, kendisiyle aynı adı taşıyan meydanı içine alacak şekilde Tottenham Court’tan Marble Arch‘a kadar uzanıyor.Via Trinobantina isimli Antik Roma yolu ile aynı rotayı paylaşan caddenin geçmişi 12. yüzyıla kadar uzanıyor. 18. yüzyılda Oxford Kontu’nun çevredeki birçok mülkü satın alması sonrasında cadde gelişim sürecine girmiş.İlk başlarda eğlenmek isteyen bireylerin ilgisini çeken bir yapıya bürünen cadde, bir sonraki yüzyıl perakende satış yapan mağazalara ev sahipliği yapmaya başlamış.Günümüzde cadde üzerinde yüzlerce moda markası, alışveriş tutkunlarını seçkin koleksiyonları vasıtasıyla kendilerine çekmeye çalışıyor. Ayrıca kentin en lüks AVM’lerinden biri olan Selfridges burada faaliyet gösteriyor.Daha uygun fiyatlı ürünler içinse Primark‘ı ziyaret edebilirsiniz. Yeme-içme mekanları açısından da zengin profile sahip caddede yıl boyunca farklı temalara sahip etkinlikler düzenleniyor.

Camden Town

Kent merkezinin kuzeyinde yer alan Camden Town, hareketli yapısı ve zengin alışveriş, eğlence olanaklarıyla geniş kitleleri kendisine çekebilen bir başka popüler yerleşim bölgesi.Eğer alışveriş yapmak istiyorsanız, hippi merkezi olarak adlandırılan ve yaratıcılığın merkezi kabul edilen bölgeye hafta sonu gitmenizi öneririm.Çünkü Cumartesi ve Pazar kurulan 6 pazar yerinde kitaptan takıya, çiftlik ürünlerinden giyime kadar birçok farklı kategoriden ürünü cazip fiyatlarla satın alma şansını yakalayabilirsiniz.Açık hava pazarlarına alternatif olaraksa rotanızı benzer içeriği tek bir çatı altında sunan Camden Market‘a çevirebilirsiniz. Karnınız acıktığında dilerseniz kapalı pazaryerinin yeme-içme alanına gidebilir ya da yerleşimin sokaklarında faaliyet gösteren restoran ve kafelerde dünya mutfaklarından seçme lezzetlerin tadını çıkartabilirsiniz.Bölge aynı zamanda ucuz hediyelik eşya satan dükkanlara da ev sahipliği yapıyor.

Tate Modern

Sanata meraklı gezginlerin oluşturduğu Londra gezilecek yerler listelerinde zengin içeriği sayesinde kendisine rahatlıkla yer bulabilen Tate Modern, eski Bankside Güç İstasyonu binasında faaliyetlerini sürdürüyor.Müzede, 1900 yılından günümüze kadarki zaman diliminde İngiliz sanatçıların yarattığı modern ve çağdaş eserler sergileniyor. Özel organizasyonların gerçekleştirildiği geceler haricinde girişin yıl boyunca ücretsiz olduğu kültürel tesiste ayrıca Dali, Picasso ve Matisse gibi ünlü isimlerin çalışmalarını da inceleme fırsatını bulabilirsiniz.Milenyum Köprüsü’ne yakın konumdaki müzede eserlerin sergilendiği 88 galeri dışında yeme-içme mekânları; kitap, basılı ürün, hediyelik eşya satışının yapıldığı dükkânlar ve eğitim merkezi bulunuyor.

Ulusal Galeri

Trafalgar Meydanı’nda yer alan Ulusal Galeri, 18. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa anakarasına yayılan kraliyet sanat koleksiyonlarının halka açılması akımının etkisiyle 1824 yılında kurulmuş.Pall Mall Sokağı‘ndaki 100 numaralı evde faaliyet göstermeye başlayan kültürel tesisin günümüzdeki gösterişli binası, William Wilkins tarafından tasarlanmış ve 1832-1838 yılları arasında inşa edilmiş. Yapının sadece meydana bakan ön yüzü değişmeden günümüze ulaşabilmiş.Müzenin 2.300 parçalık koleksiyonu, 13. yüzyılın ortasından 1900’lü yılların başına kadarki zaman aralığında üretilen tablolardan oluşuyor. Koleksiyon içerisinde İngiliz sanatçılarına ek olarak Avrupalı ve Amerikalı usta isimlerin çalışmaları da yer alıyor.

Victoria & Albert Müzesi

South Kensington’daki Victoria & Albert Museum, 1852 yılında kurulmuş. Temelleri Henry Cole önderliğinde kurulan Üretim Müzesi’ne dayanan kültürel tesisin odak noktasında süsleme sanatı ve tasarım konuları yer alıyor.5 bin yıllık süreçte üretilmiş nesnelerden oluşan geniş koleksiyonu aracılığıyla ülkede tasarım kültürünün gelişmesi ve üretimin hızlanması amaçlanmış.Müzenin koleksiyonunda öne çıkan parçaların başında Rönesans döneminden kalma, nefes kesici mücevherler geliyor. Britanya tarihinin, sanat ve tasarım özelinde anlatıldığı müzede ayrıca moda, mobilya, demir işçiliği ve fotoğrafçılıkla ilgili sergileri inceleyebilirsiniz.

Madame Tussauds Müzesi

Marie Grosholtz tarafından 1835 yılında açılan Madame Tussauds Müzesi konuklarına tarihi şahsiyetlerin, politikacıların, film yıldızlarının, alanlarında başarılı sporcuların hatta ünlü katillerin kusursuz benzerlikteki balmumu heykellerine yakın olma ve onlarla fotoğraf çektirebilme fırsatını veriyor.Balmumu heykel müzesi, faaliyet göstermeye başladığı ilk yıllarda “Korku Odası” adlı bölümü ile büyük sükse yapmış. Günümüzde ise en yoğun ilgiyi 1993’te tesisin batı kanadında açılan “Londra’nın Ruhu” ismiyle anılan bölüm çekiyor.Londra Planetaryumu ile ortaklaşa geliştirilen eğlence alanında animasyonlar eşliğinde karanlık bir gezintiye çıkabilirsiniz.Dünyanın farklı yerlerinde bu tip müzeleri gezme şansınız olmuşsa bile eğer yeteri kadar vaktiniz varsa bu müzeye de zaman ayırmanızı tavsiye ederim.

Doğa Tarihi Müzesi

Güney Kensington’daki Sergi Yolu üzerinde yer alan 3 büyük kültürel tesisten biri olan Doğa Tarihi Müzesi, 1884 yılında kurulmuş.Müze, 1883’te kendi binasının inşası tamamlanana kadar British Museum’un bir parçası olarak faaliyetlerini sürdürmüş. Günümüzde de kullanılmaya devam eden Romanesk tarzdaki gösterişli yapının tasarımı, Alfred Waterhouse tarafından yapılmış.Botanik, entomoloji, paleontoloji, mineraloji ve zooloji ile ilgilenen gezginlere bilgi dağarcıklarını genişletecek inanılmaz fırsatlar sunun kültürel tesisin 80 milyona yakın parçadan oluşan koleksiyonu 4 ana gruba ayrılmış.İç avlusunda Diplodocus cinsi bir dinozorun iskeletinin sergilendiği müze bünyesinde ayrıca oldukça geniş kaynak arşivine sahip bir kütüphane faaliyet gösteriyor.

Shakespeare’s Globe

Londra gezilecek yerler listenize son olarak Tate Modern’in hemen yanında bulunan Shakespeare’s Globe‘u ekleyebilirsiniz. 1599’da inşa edilen orijinal tiyatro, 1644 yılında kökten dinciler tarafından yakılarak yok edilmiş.Bu olaydan 350 sene sonra aktör ve yönetmen Sam Wanamaker önderliğinde kültürel yapı gerçekte bulunduğu yerin 230 metre kadar yakınına aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş.1997’de yeniden faaliyete geçen tiyatro, ziyaretçilerini 17. yüzyılın sanatsal açıdan büyüleyici atmosferine geri götürüyor.2014 yılında kapalı bölümü hizmet vermeye başlayan tiyatroda yıl boyunca usta oyuncular Shakespeare’in oyunlarını sergilemeye devam ediyor. Ayrıca çeşitli eğitim programları ile genç neslin bu sanat dalını yakından tanımalarına fırsat veriliyor.

Big Ben & Westminster Sarayı

Londra gezilecek yerler listenizin ilk sırasına, kentin en önemli simgelerinden olan Big Ben & Westminster Sarayı’nı yazabilirsiniz.Adını 14 tonluk çanından alan Big Ben, Augustus Pugin tarafından tasarlanmış. 11 kata ve 96,3 metrelik yüksekliğe sahip Gotik saat kulesi, sarayın 1834’te çıkan yangında ağır hasar görmesinin ardından yenileme çalışmalarının bir parçası olarak inşa edilmiş. 1859’da kullanılmaya başlanan saatin çanının sesini 14 kilometre uzaklıktan rahatlıkla duyabilirsiniz.Parlamentonun toplantılarını gerçekleştirdiği Westminster Sarayı ise ilk kez 1016 yılında kraliyet ailesi adına inşa edilmiş.1512 ve 1834’teki yangın felaketlerinin ardından kullanılamaz hale gelen ihtişamlı yapı, günümüzdeki görünümünü 30 sene süren ve Charles Barry’nin gözetiminde gerçekleştirilen yeniden inşa çalışmaları sonucunda edinmiş. 1.100 adet odası bulunan saraya girişler St. Stephen Kulesi‘nden yapılıyor.

London Eye

135 metrelik yüksekliğe sahip London Eye, 2000 yılı kutlamaları için inşa edilmiş. Thames Nehri kıyısındaki dönme dolabın tasarımını Marks Barfield Mimarlık Ofisi üstlenmiş.Londra’nın her bir ilçesini temsil edecek şekilde üzerine 32 kapsül yerleştirilen eğlence aracının, turunu tamamlaması 20 dakika sürüyor. Her kapsül 25 kişilik kapasiteye sahipken, geniş boyutları sayesinde tura katılan bireyler içerisinde rahatlıkla dolaşabiliyor.2013 yılında Kraliçe Elizabeth’in tahttaki 60. yılı şerefine kapsüllerinden birine “Coronation Capsule” adı verilen dönme dolaba, eğer yükseklik korkunuz yoksa mutlaka binmenizi tavsiye ederim. Çünkü tur esnasında, başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz manzaralara şahit olma şansını yakalayabilirsiniz.Bana göre Londra’da yapılacak şeylerin başında London Eye’a binmek gerekiyor çünkü şehrin eşsiz manzarasını en güzel seyredebileceğiniz yerlerden birisi burası. Yalnız London Eye kalabalık olduğu için dilerseniz biletinizi internetten de alabilirsiniz.

British Museum

Alanında dünyanın en eskisi sayılan British Museum, doktor ve doğabilimci Sir Hans Sloane’un sahip olduğu koleksiyonun İngiliz hükumeti tarafından satın alınmasının ardından 1753’te kurulmuş.Oxford kontları Edward ve Robert Harley ile Sir Robert Bruce Cotton’ın bağışları sonrası koleksiyonu kayda değer oranda genişleyen müze, 1759 yılında Montagu House’da ziyarete açılmış.Sir Robert Smirke’ün tasarladığı günümüzdeki binasına 1847’de taşınan dünyaca ünlü kültürel tesisin koleksiyonu, 4 ana bölüme ayrılmış durumda.Bu bölümler arasından en yoğun ilgiyi Antik Çağ Yapıtları Bölümü çekerken, İnsanlık Müzesi adlı etnografik koleksiyon ayrı bir yapıda sergileniyor.Antik Çağ eserlerine odaklı bölümde Tarih Öncesi İngiltere, Antik Yunan, Roma, Mısır ve Orta Çağ Avrupası’na ait buluntuları inceleyebilirsiniz. Anadolu’dan getirtilen tarihi eserlerse 54 numaralı odada sergileniyor.

Buckingham Sarayı

775 odalı Buckingham Sarayı‘nın bulunduğu alana, 18. yüzyılın ilk yıllarında Westminster Dükü’nün emriyle bir konak inşa edilmiş.150 yıl kadar özel mülkiyette kalan bu yapı, 1763 yılında III. George’un eşi için satın almasının ardından halk arasında “Kraliçe’nin Evi” adıyla anılmaya başlanmış.19. yüzyılda çeşitli mimarların gözetiminde gerçekleştirilen çalışmalarla birçok ek bölüme sahip olan saray, Kraliçe Victoria’nın 1837’de tahta çıkmasıyla birlikte kraliyet ailesinin Londra’daki ikametgahı haline gelmiş.Görkemli yapı, günümüzde çeşitli bölümlerinde sergilenen koleksiyonlar nedeniyle kraliyet hayatına ilgi duyan gezginleri kendisine çekiyor.II. Dünya Savaşı’nda Naziler’in gerçekleştirdiği bir hava saldırısında yıkılan şapelin yerine inşa edilen galeride Kraliyet Sanat Koleksiyonu sergilenirken, ayrı bir bölümde gösterimi yapılan koleksiyon kraliçenin hükümdarlığı boyunca giydiği elbiselerden oluşuyor.Royal Mews ise kraliyet üyelerine tahsis edilmiş at arabalarına ve diğer araçlara ev sahipliği yapıyor. Haziran veya Temmuz aylarında saat 11.00’da burada olursanız, nöbet değişim törenini izleme fırsatı bulabilirsiniz.Sarayın içini gezmeseniz bile eğer fırsatınız varsa nöbet değişim törenini mutlaka izlemeye çalışın.

Tower of London

Londra gezilecek yerler listenize ekleyebileceğiniz bir diğer simgesel yapıysa, Thames Nehri’nin kuzey kıyısında yer alan Tower of London.Yapının en eski ve en önemli kısmı olan Beyaz Kule, I. William’ın emri doğrultusunda 1078 yılında inşa edilmiş. Kraliyet sarayı ve kraliyet suçlularının alıkonulduğu bir hapishane olarak tasarlanan kule, Aslan Yürekli Richard döneminde savunma duvarları ile çevrelenmiş. Sonraki dönemlerde farklı hükümdarlar tarafından yaptırılan bölümlerse Oliver Cromwell’in emriyle yıkılmış.Sansasyonları ile ünlü Tudor Hanedanı zamanında gözden düşen Londra Kulesi, 19. yüzyıldan beri müze olarak halkın ziyaretine açık tutuluyor.Kraliyet mücevherlerinin sergilendiği müzede, hükümdarların Birleşik Krallık tahtına çıkarken kullandıkları 141 değerli eşyayı yakından görme ayrıcalığına sahip olabilirsiniz.

Hyde Park

Londra’nın kalbindeki en popüler kaçış alanlarından biri olan Hyde Park, Buckingham Sarayı‘na yürüme mesafesinde yer alıyor.150 hektarlık alanıyla şehirdeki kraliyet parklarının en büyüğü konumundaki park, uzun süre boyunca kraliyet ailesi tarafından avlanma sahası olarak kullanılmış. 1536 yılında park haline getirilen alan, 17. yüzyılda halkın ziyaretine açılmış.Ortasında büyük bir göletin bulunduğu parkta dilerseniz yürüyüş parkurlarını arşınlayarak veya çimlere uzanarak sakin bir gün geçirebilirsiniz. Pazar günleri “Konuşmacıların Köşesi” adlı bölüme giderseniz, farklı konulardaki tartışmaları dinleyebilirsiniz.At binebileceğiniz, tekneyle göletinde gezebileceğiniz, tenis oynayabileceğiniz parkta ayrıca yaz mevsimi boyunca dünya çapında ses getiren etkinlikler ve konserler düzenleniyor.

Trafalgar Meydanı

Amiral Horatio Nelson komutasındaki Birleşik Krallık donanmasının Fransızlar’ı ve İspanyollar’ı yendiği savaştan adını alan Trafalgar Meydanı, Kral IV. George döneminde Mimar John Nash’in tasarımına bağlı kalınarak inşa edilmiş. Son şeklini ise 1845‘te Charles Barry gözetimindeki çalışmalar sonucunda elde etmiş.Bölgenin yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmaların öncesinde meydanın bulunduğu alan, yıllar boyunca hükümdarların atları için inşa edilen ahırlara ve eğitim alanlarına ev sahipliği yapıyormuş.Tarihi boyunca büyük kutlamalara ve protestolara sahne olan meydanın ortasında 1805 yılında Amiral Lod Nelson adına yaptırılan 50 metre yüksekliğindeki Nelson Sütunu bulunuyor.Gece otobüslerinin seferlerinin başlangıç noktası konumundaki meydanın çevresinde ziyaret edilmeye değer en önemli kültürel tesis ise Ulusal Galeri.

Tower Bridge

1886-1894 yılları arasında inşa edilen Tower Bridge, dünyanın en ünlü baskül tipi köprüsü olarak anılıyor. Londra Kulesi’ne yakınlığından dolayı bu isimle adlandırılan köprünün tasarımını Horace Jones ve John Barry yapmış.Yapının limana girişi engellememesi için hidrolik bir düzenek aracılığıyla iki kanadın istenildiği zaman açılabilmesi sağlanmış. Günümüzde hidrolik sistem yerini elektrikli versiyona bırakmış durumda.İnşasının tamamlandığı dönemde mühendislik harikası olarak değerlendirilen iki katlı köprüde yayalar ve araçlar için ayrı yollar bulunuyor.Yapının 1982 yılında halkın ziyaretine açılan iç kısmındaki sergi sayesinde tarihi ve teknik detayları hakkında detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz. 2 kulesi arasındaki cam yürüyüş yoluna çıktığınızda ise Thames Nehri’nin eşsiz manzarasını izleme olanağına kavuşabilirsiniz.

Westminster Abbey

I.Elizabeth döneminden beri birçok hükümdarın taç giyme ve evlilik törenlerine sahne olan Westminster Abbey, 12 Benedikten keşişi tarafından 960 yılında kurulmuş.Günümüzdeki Romanesk stilli yapıysa “Günah Çıkartıcı” lakaplı İngiltere Kralı Edward’ın emriyle 1042-1052 yılları arasında inşa edilmiş.Yapı, manastırların mallarına el konulmasına yönelik kanundan etkilenmemesi için VIII. Henry tarafından 10 yıllık bir süre boyunca katedrale çevrilmiş. I. Elizabeth ise manastıra, hükümdarlara bağlı dini yapı statüsü vermiş.Pek çok Birleşik Krallık hükümdarının ve Newton, Darwin gibi bilim insanlarının mezarlarının bulunduğu tarihi yapıda, günümüzde kraliyete ait değerli eşyalardan oluşan koleksiyonlar sergileniyor.

Piccadilly Circus

Şehirde günlük yaşamın ne kadar hareketli olduğunu öğrenmek istiyorsanız, atmosferi ile New York’taki Times Meydanı’nı anımsatan Piccadilly Circus‘ı Londra gezilecek yerler listenize dâhil edebilirsiniz.100 yıldan fazla süredir neon ışıkları ile aydınlatılan meydanda kalabalık ve gürültü hemen hemen hiç azalmıyor. Burlington House’dan Hyde Park’a kadar uzanan bir cadde üzerinde bulunan meydan çevresi, aynı zamanda ideal bir konaklama bölgesi olarak öne çıkıyor.1893’te dikildiğinde olumsuz tepkiler alan Eros Heykeli‘ne ev sahipliği yapan meydanın çevresinde Tower Record, Madame Tussauds ve Segaworld gibi ilgi çekici cazibe merkezleri bulunuyor.Burada zaman geçirirken karnınız acıkırsa Simit Sarayı’nı tercih edebilir, hediyelik eşya alışverişinizi Little Britain‘dan yapabilirsiniz.

Londra Festivalleri

Birleşik Krallık’ın başkenti Londra, adeta bir festivaller şehri olarak tanımlanabilir. Şehir, oldukça farklı kültürlerin bir arada yaşadığı kozmopolit bir kent olduğu için Londra’da dünyanın dört bir yanından milletlerin izlerini taşıyan etkinliklere katılabilirsiniz. İşte, başkent

Londra’nın en önemli festival ve etkinlikleri şunlardır.

-Notting Hill Carnival – Ağustos
-The Thames Festival – Eylül
-Hint Yeni Yılı (Diwali Festival) – Çeşitli tarihler
-Çin Yeni Yılı Kutlaması – Şubat
-Pueblo Karnavalı – Ağustos
-St. Patrick’s Day – Mart
-Bonfire Night – 5 Kasım
-Wimbledon Tenis Şampiyonası – Haziran ve temmuz
-The Mayor’s Thames Festival – Eylül
-Londra Sanat Fuarı – Ocak
-Londra Geçidi – Aralık
-The Virgin London Marathon – Nisan

Londra’da Ne Nerede Yenir?

Oldukça kozmopolit bir yapıya sahip olan Londra, yeme-içme kültürü bakımından birçok farklı mutfağın etkisi altında. Şehirde İngiliz mutfağının yanı sıra Hint, Çin, Alman, Fransız ve Türk mutfakları da oldukça popüler.Tüm bu çeşitliliğe rağmen tabii ki kentin en önemli yemeği İngiliz kültürünün ayrılmaz bir parçası olan Fish&Chips. Bu İngiliz lezzetinin tadına bakmak için şehirdeki en popüler Fish&Chips restoranlarından bir tanesi olan Poppies’i tercih edebilirsiniz. Fish&Chips haricinde Londra’da başka geleneksel veya modern yemekler de oldukça popüler.

İşte Londra’da tadına bakabileceğiniz diğer lezzetler

-İngiliz Kahvaltısı
-Donut
-Beef Wellington
-Sticky Toffee
-Bangers & Mesh
-Yorkshire Rosto
-Pie & Mash

Londra’dan Ne Hediye Alınır?

Londra, alışverişi seven gezginler için de gidilebilecek ideal destinasyonlardan bir tanesi. Şehirde birçok alışveriş merkezi ve yerel dükkan bulunuyor.Londra seyahatinizden sevdiklerinize hediye almadan dönmek istemiyorsanız şehrin simgesi olan Big Ben’in veya Londra otobüslerinin çok çeşitli biblo, magnet ve tablolarını bulabilirsiniz.Ayrıca Londra için oldukça önemli olan İngiliz çayı da Londra gezisinde tercih edilebilecek hediyeliklerden bir tanesi. Çeşitli giyim ürünleri veya Londra’nın meşhur çikolata ve bisküvileri de sevdikleriniz için satın alabileceğiniz hediyeler arasında bulunuyor.

Londra Gece Hayatı

Birçok alanda olduğu gibi gece hayatı konusunda da Londra dünyanın sayılı şehirlerinden bir tanesi. Yalnızca İngiltere’nin değil Avrupa’nın en hareketli gece hayatlarından birine sahip olan şehrin en hareketli noktası ise hiç şüphesizSoho bölgesi. Dünyanın en iyi gece kulüplerini barındıran bölge, sabah saatlerine kadar süren eğlenceleriyle hem yerel halkın hem de şehri ziyaret eden gezginlerin gözdesi konumunda.Soho’da yer alan Koko, Xoyo, Tiger Tiger gibi mekanlar oldukça popüler. Ayrıca hem Soho’da hem de Londra’nın diğer bölgelerinde çok sayıda İrlanda ve İskoç barı da yer alıyor.

Londra Ulaşım

Londra, şehir içi ulaşım konusunda dünyanın en gelişmiş kentlerinden bir tanesi konumunda. Dünyanın en eski yeraltı ulaşım sistemi Londra’da yer alıyor.Underground adı verilen metro ağı, kentin birçok noktasına ulaşım konusunda çözüm sunuyor. Toplamda 11 hattan oluşan sisteme şehrin sokaklarında gördüğünüz “Underground” tabelalarını takip ederek kolayca ulaşabilirsiniz.

Londra’da Nerede Kalınır? Otel Tavsiyeleri

Londra, her yıl dünyada 30 milyona yakın turistin ziyaret ettiği bir şehir. Böylesine popüler bir seyahat destinasyonu olan kent, doğal olarak çok sayıda otel ve konaklama seçeneğine sahip.Ancak Londra’da konaklama özellikle şehir merkezine yakın bölgelerde yüksek fiyatlı seyredebiliyor. Daha uygun fiyatlarla konaklamak isteyen gezginlere şehrin kenar bölgeleri tavsiye ediliyor.Şehirde konaklama açısından en çok tercih edilen bölgelerin başında City of London geliyor. Birçok turistik merkeze oldukça yakın konumda bulunan bölgede, çok sayıda lüks otel ve hostel yer alıyor.Ayrıca tarihi pansiyonlar da bölgede oldukça popüler. Londra’da konaklama için yönelebileceğiniz bir diğer alternatif de Soho bölgesi. Şehrin en hareketli noktalarından biri olan Soho, özellikle gençler tarafından sıkça tercih ediliyor. Hayatın 24 saat hiç durmadan hareketli bir şekilde yaşandığı Soho, tiyatrolar bölgesi olarak da biliniyor. Bölgede çok sayıda eğlence merkezi ile pub ve bistro yer alıyor.

Sloane Square Hotel

Şehir merkezi 2.3 km mesafedeHoly Trinity, Sloane Square 100 m mesafede, Fransız mimarisi tarzı bir binada Victoria ve Albert Müzesi’a yakın bulunan zarif otelde kalabilirsiniz.

The Ritz London

Şehir merkezi 1.3 km mesafedeRoyal Academy of Arts 200 m mesafede, Lounge tarzı restoran otel bünyesinde misafirlerini beklerken klasik otel Londra şehrinin kalbinde konumlanmaktadır.

Hilton London Metropole

Şehir merkezi 3.7 km mesafedeLisson Gallery 300 m mesafede, Alışveriş bölgesinde bulunan bu tesis, konuklarına özel yüzme havuzu ve lounge tarzı restoran sunmaktadır.

The Savoy

Şehir merkezi 1.2 km mesafedeSavoy Theatre 100 m mesafede, Otel, konuklarını harikulade nehir manzaralarına ve güzel bir dekorasyona sahip sessiz odalarda ağırlamaktadır.

Corinthia London

Şehir merkezi 800 m mesafedePlayhouse Theatre 100 m mesafede, Londra şehrinde ideal bir yerde bulunan bu otel, 294 güzel oda ile birlikte sağlık kulübü, masaj salonu, jakuzi sunmaktadır.

Corus Hyde Park Hotel

Şehir merkezi 3.8 km mesafedeCleveland Square & Gardens 500 m mesafede, West Street yakınında bulunan otel, 24 saat açık restoranda İngiliz yemekleri servis etmektedir.

Generator London

Şehir merkezi 2.9 km mesafedeThe Brunswick 200 m mesafede, Otel, Londra şehrinin alışveriş bölgesinde 212 oda ile samimi bir konaklama sunmaktadır.

Hilton London Kensington

Şehir merkezi 6.1 km mesafedeShepherds Bush Tren İstasyonu 400 m mesafede, Londra şehrindeki High Street’a yakın hoş otel, şahane mimari tarzı bir binada yer almakta ve 601 odadan oluşmaktadır.

Great Cumberland Place

Şehir merkezi 2.7 km mesafedeSpeakers’ Corner 200 m mesafede, Marble Arch’a yürüme mesafesinde ve Marble Arch metro istasyonuna 400 metre mesafedeki otel özel yüzme havuzuna sahiptir.

The May Fair, A Radisson Collection Hotel, Mayfair London

Şehir merkezi 1.5 km mesafedeSpeakers’ Corner 1.1 km mesafede, Newham semtinde güzel konuma sahip otelde size İtalyan yemekleri ve özel yüzme havuzu sunulur.

Troy

Şehir merkezi 4.2 km mesafedeCleveland Square & Gardens 500 m mesafede, Otel 1920 yılında Londra şehrinin hoş bir bölgesinde inşa edilmiştir ve günümüzde 33 odası bulunmaktadır.

Holiday Inn Express London City, An Ihg Hotel

Şehir merkezi 4.2 km mesafedeWhite Cube 100 m mesafede, Londra şehrindeki Tate Modern’a yakın hoş otel, şehir mimarisi tarzı bir binada yer almakta ve 224 odadan oluşmaktadır.

Crowne Plaza London – The City, An Ihg Hotel

Şehir merkezi 2.0 km mesafedeBlackfriars Station 200 m mesafede, Theatre Museum’a 1200 metreden daha kısa bir mesafede yer alan tesiste, ulusal mutfağı lezzetleri sunan dört mevsim restoranı vardır.

Strand Palace Hotel

Şehir merkezi 1.2 km mesafedeSavoy Theatre 100 m mesafede, West End’nın yanında yer alan otel, şehir manzaralı 785 odadan oluşuyor.

Grand Royale London Hyde Park

Şehir merkezi 4.3 km mesafedeCleveland Square & Gardens 500 m mesafede, Bu konforlu otel alışveriş bölgesinde mükemmel bir konumda Queensway metro istasyonundan 250 metre uzaklıkta bulunur.

Westbury Hotel

Şehir merkezi 4.5 km mesafedeHop on Hop off Plus 200 m mesafede, Tesiste yüzme havuzuna ve 24 saat açık bir bara erişimi sunulup o South Kensington ve Earls Court Tren metro istasyonunun yanında yer almaktadır.

The Soho Hotel, Firmdale Hotels

Şehir merkezi 1.6 km mesafedeWardour Street 100 m mesafede, Hearts of London’nın yakınında yer alan otel, Camden semtindeki tarihi mimari tarzı bir binada konaklamakta olup güzellik tedavileri, tüm vücut masajı, manikür ile birlikte en-suite banyolu odalara sahiptir.

Queens Park Hotel

Şehir merkezi 4.3 km mesafedeCleveland Square & Gardens 400 m mesafede, Iyi bakılmış otel, Londra şehrinin Buckingham Sarayı ve Whiteleys gibi görülmeye değer yerlerine gitmek için iyi bir başlangıç noktasıdır.

Ibis London City – Shoreditch

Şehir merkezi 4.1 km mesafedePetticoat Lane Market 200 m mesafede, Konaklama, lobi restoranı ile birlikte 348 oda sunan Tate Modern’ın yakınında uygun bir konuma sahiptir.

Central Park Hotel

Şehir merkezi 4.3 km mesafedeCleveland Square & Gardens 400 m mesafede, Şık mimari tarzı bir bina 1972 yılında titizlikle yenilenmiştir ve konforlu otel Oxford Caddesi’a oldukça yakındır.

By admin